ISSN : 1301-5680
e-ISSN : 2149-8156
TURKISH JOURNAL OF
THORACIC AND
CARDIOVASCULAR SURGERY
Turkish Journal of Thoracic and Cardiovascular Surgery     
Relationship between plaque morphology and postoperative microembolus-cerebrovascular event on karotid endarterectomy
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye
DOI : 10.5606/tgkdc.dergisi.2015.10583

Abstract

Background: This study aims to review the relationship of new ischemia and perioperative stroke with plaque morphology in routine carotid shunt used and saphenous vein patch plasty applied carotid endarterectomy patients.

Methods: The study included 25 patients (21 males, 4 females; mean age 69±8.3 years; range 47 to 84 years) who had 70% and higher carotid stenosis and were planned to undergo carotid endarterectomy. Of the patients, three (12%) were asymptomatic and 22 (88%) were symptomatic. All patients were administered diffusion magnetic resonance (MR) imaging perioperatively and at postoperative first day. Operations were performed under general anesthesia. Routine carotid shunt was used and arteriotomies were closed with saphenous ven patch. Endarterectomy materials were examined pathologically. Preoperative and postoperative diffusion MR images were compared and evaluated for neurologic pathologies and complications.

Results: Fibrosis was detected in six patients (24%), calsification in nine patients (36%), ulceration in four patients (16%), and thrombosis in six patients (24%). Preoperative diffusion MR imaging revealed ipsilateral lesion in five patients (20%). Diffusion MR imaging conducted at postoperative first day showed new ischemic lesion in five patients (20%). Although new ischemic lesions were detected in five patients, there was no postoperative neurologic complication. Of new ischemic lesion detected patients, three had calsification, one had ulceration, and one had thrombosed plaque.

Conclusion: Although calcific plaques, perioperative hypotension and high cholesterol levels were seen in our endarterectomy group, there was no statistically significant relationship between them.

Introduction

İnme, dünya genelinde miyokard enfarktüsü ve kanser sonrası en sık üçüncü ölüm nedenidir.[1,2] Ateroskleroz tüm inmelerin üçte birini oluşturmaktadır.[3] Karotis endarterektomisi ciddi karotis darlığı olan, semptomatik veya asemptomatik hastaların tedavisinde sıkça kullanılan yöntemdir.[4,5] Hastalarda şant kullanılması hipoperfüzyona bağlı inmeyi azaltırken uygulamanın doğru yapılamaması durumunda embolik inme riski artmaktadır.[6] Beyin perfüzyonunu, karotis arter klempli olduğu süre boyunca değerlendirmek için; güdük basıncı, elektroensefalografi (EEG), somatosensöriyel uyarı potansiyelleri, uyanık hastada nörolojik monitörizasyon gibi pek çok yöntem kullanılmakta ve

Çalışmamızda ciddi karotis darlığı (%70 ve üzeri darlık) bulunan hastalarda difüzyon manyetik rezonans görüntüleme (MRG) incelemesi yapılarak, ameliyat öncesi ve sonrası bulgular karşılaştırıldı ve genel anestezi altında şant kullanılarak endarterektomi ameliyatı yaptığımız karotis arter hastalarında plak yapısı ile emboli ilişkisi tespit edilmeye çalışıldı.

Methods

Kasım 2011 - Haziran 2012 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’nda, %70 ve üzeri karotis darlığı nedeni ile izole karotis endarterektomi ameliyatı planlanan 25 hasta (21 erkek, 4 kadın; ort. yaş 69±8.3 yıl; dağılım 47-84 yıl) çalışmaya alındı. Çalışmaya alınan hastalar uygulanacak tedavi konusunda ayrıntılı olarak bilgilendirildi ve bilgilendirilmiş hasta onamları alındı.

Çalışma için İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Etik Değerlendirme Komisyonu’ndan etik kurul onayı alındı. Hastaların difüzyon MRG incelemeleri Radyoloji Anabilim Dalı tarafından, endarterektomi sonrası çıkarılan plakların incelemesi Patoloji Anabilim Dalı tarafından yapıldı ve plaklar fibrotik, kalsifik, ülsere ve tromboze olarak sınıflandırılarak, elde edilen verilerin istatistiksel değerlendirmesi Biyoistatistik Anabilim Dalı tarafından yapıldı.

Hastaların üçü (%12) asemptomatik, 22’si (%88) semptomatik idi. Hastaların üçünde (%12) geçici iskemik atak (GİA), 10’unda (%40) geri dönüşümlü iskemik atak (RIND) ve altısında (%24) geçirilmiş felç vardı. Hastaların fizik muayenesinde; 11 hastada (%44) karotis bölgesinde üfürüm alınmazken 24 hastada (%96) karotis üfürümü vardı.

Risk faktörlerinden; sigara 15 hastada (%60), diyabet yedi hastada (%28), hipertansiyon 19 hastada (%76) ve hiperlipidemi 12 hastada (%48) tespit edildi.

Karotis darlığı dışında aterosklerotik tutulum incelendiğinde; 12 hastada (%48) koroner arter hastalığı, iki hastada (%8) periferik arter hastalığı vardı. İki hastada (%8) ise periferik ve koroner arter hastalığı birlikte bulunmaktaydı.

Hastaların 16’sı (%64) ameliyata sadece asetilsalisilik asit (ASA) tedavisi ile alınırken, üç hasta (%12) ASA + düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH), ikişer hasta (%8) sadece DMAH ve ASA + klopidogrel, birer hasta da (%4) sadece klopidogrel ve klopidogrel + DMAH tedavisi ile alındı.

Karotis sistem darlığının tespitinde hastaların %92’sinde Doppler ultrasonografi (USG) kullanıldı, Doppler USG kullanılmayan iki hastaya (%8) karotis arteriyografi, MRG anjiyografi ve bilgisayarlı tomografi (BT) anjiyografi yöntemleri ile cerrahi endikasyon konuldu. Hastaların rutin ameliyat öncesi hazırlıklarından hemogram, karaciğer fonksiyon testleri, böbrek fonksiyon testleri, elektrolit, kan kolesterol değerleri, seroloji, protrombin zamanı (PT), Uluslararası normalleştirilmiş oran (INR), Aktive parsiyel tromboplastin (aPTT), akciğer grafisi, elektrokardiyografi (EKG) incelemelerinin yanında ameliyat sonrası karşılaştırma yapabilmek amaçlı ameliyat öncesi difüzyon MRG incelemesi yapıldı.

Hastaların 17’sinde (%68) %70-79 darlık bulunurken, beş hastada (%20) %80-89 darlık, üç hastada (%12) %90’ın üzerinde darlık vardı. Beş hastada (%20) karşı karotis arterinde total tıkanma saptanırken, 12 hastada (%48) %70’in altında darlık vardı.

Hastaların 15’ine (%60) sol, sekizine (%32) sağ ve ikisine (%8) iki taraflı karotis endarterektomi ameliyatı yapıldı. Hastaların ortalama yatış süresi 13.2±5.8 gün idi.

Hastaların tümü genel anestezi altında, vertikal boyun insizyonu kullanılarak ameliyat edildi. Eksplorasyon işleminde mümkün olduğunca manipülasyondan kaçınıldı. Kliniğimizde standart olarak şant kullanımı tercih edildiği için çalışmamızdaki tüm hastalara da şant kullanıldı. Endarterektomi öncesinde sistemik 5000 IU damar içi heparin verildi. Arteriyotomi uyluk seviyesinden hazırlanan safen ven kullanılarak kapatıldı. Karotis arteri dolaşıma açılmadan önce; ana karotis arter (AKA)’den gelen akım ilk önce eksternal karotis arter (EKA)’e yönlendirilerek internal karotis arter (İKA)’e partikül veya hava kaçışı önlenmeye çalışıldı. Çıkarılan endarterektomi materyali aynı gün içinde incelenmek üzere patoloji laboratuvarına gönderildi. Plağın tam çıkarılamadığı veya distale uzandığı durumlarda plak tespit edildi. Tüm hastalara insizyon kapatılmadan önce hemovak dren (Bıçakçılar Tıbbi Cihazlar Sanayi ve Ticaret A.Ş., İstanbul, Türkiye) yerleştirildi. Ameliyat sonrası hastaların ameliyat öncesi kullandıkları antiagregan ve antikoagülan tedavilerine devam edildi. Hastalara ameliyat sonrası birinci günde difüzyon MRG incelemesi yapıldı ve ameliyat öncesi yapılan difüzyon MRG incelemesi ile karşılaştırıldı, sonuçlar nörolojik patolojiler ve komplikasyonlar açısından değerlendirildi.

Bu çalışmada genel anestezi altında, rutin karotis şantı kullanılarak arteriyotomileri safen ven ile kapatılan hastaların ameliyat öncesi ve sonrası difüzyon MRG incelemeleri karşılaştırıldı yeni iskemi varlığı ve bu iskemilerin aterosklerotik plak yapısı ile ilişkisi araştırıldı.

Elde edilen veriler Windows için SPSS 15.0 versiyon istatistik paket programı (SPSS Inc., Chicago, IL, USA) kullanılarak hesaplandı. Normal dağılım gösteren nicel veriler Student t testi ile normal dağılım göstermeyen nicel verilerin kıyaslanmasında Mann-Whitney U testi kullanıldı. Nitel verilerin kıyaslanmasında Ki-kare testi kullanıldı. P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

Results

Çalışmaya alınan hastaların karotis plak yapılarının patolojik incelemesinde altı hastada (%24) fibrosis, dokuz hastada (%36) kalsifikasyon, dört hastada (%16) ülserasyon ve altı hastada (%24) tromboz saptandı (Şekil 1).

Şekil 1: Hastalarda plak morfolojisinin dağılımı.

Hastaların ameliyat öncesinde yapılan difüzyon MRG incelemelerinde beş hastada (%20) ameliyat tarafında iskemi saptandı. Ameliyat sonrası birinci günde yapılan difüzyon MRG incelemesinde de beş hastada (%20) yeni iskemi saptandı (Şekil 2). Ancak ameliyat öncesi iskemi ile ameliyat sonrası yeni iskemi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmadı (p>0.05).

Şekil 2: Yeni iskemi varlığı.

Ameliyat sırası yapılan değerlendirme sonucunda difüzyon MRG incelemesinde yeni iskemi saptanan hastaların plak yapılarına göre dağılımı; üç hastada kalsifikasyon, bir hastada ülserasyon ve bir hastada tromboz bulunan plak şeklindeydi.

Mikroskopik ve makroskopik inceleme sonucundaki plak yapısı ile yeni iskemi karşılaştırıldığında kalsifik plak grubunda daha çok iskemi tespit edilse de bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05) (Şekil 3).

Şekil 3: İskemi ile plak yapısının karşılaştırılması (p>0.05).

Beş hastada, radyolojik olarak sessiz iskemi olarak tanımladığımız yeni iskemi saptanmış olsa da ameliyat sonrası nörolojik komplikasyon görülmedi. Ameliyat esnasında hipotansiyon ve bradikardi gelişen hasta sayısı 17 (%68) idi. Yeni iskemi tespit edilen hastaların tamamında ameliyat sırasında hipotansiyon ve bradikardi gelişti. Ancak serebrovasküler olay ile yeni iskemi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamadı (p>0.05).

Difüzyon MRG’de yeni iskemi saptanmayan hastalarda ortalama ameliyat süresi 161.3±20.6 dakika, yeni iskemi saptanan hastalarda ortalama ameliyat süresi 157.7±26.4 dakikaydı ve ameliyat süresi ile serebrovasküler olay veya yeni iskemi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamadı (p>0.05).

Hastalardaki total kolesterol düzeyi yeni iskemi saptananlarda 214.3±82.3 mg/dL, yeni iskemi saptanmayanlarda ise 192.2±69.4 mg/dL olarak hesaplandı. Yeni iskemi grubunda kolesterol düzeyi daha yüksek olmasına rağmen aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05).

Yeni iskemi saptanan hastaların difüzyon MRG’sinde karşı taraf karotis arterde bir hastada (%20) total tıkanma, üç hastada (%60) %70’den az darlık tepit edildi, diğer bir hastada ise (%20) herhangi bir sorun tepit edilmedi. İki taraflı karotis arterde %70’in üzerinde darlık olan iki hastada difüzyon MRG’lerinde iskemi saptanmadı ve karşı taraf karotis darlık derecesi ile yeni iskemi arasında istatistiksel anlamlı ilişki saptanmadı (p>0.005).

Ameliyat öncesi tedavilere göre yeni iskemi dağılımı; Yeni iskemi sadece ASA kullanan iki hastada, sadece klopidogrel kullanan bir hastada, ASA+klopidogrel kullanan bir hastada ve ASA+DMAH kullanan bir hastada belirlendi ancak bu dağılım istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05).

Discussion

Karotis endarterektomi sonrası yeni iskemi semptomatik serebrovasküler olaylara göre daha sık görülmektedir.[10] Difüzyon MRG, konvansiyonel MRG ve BT’nin tespit edemediği akut fokal iskemileri 30 dakika sonrasında %88-100 duyarlılık, %86-100 özgüllük ile tespit edebilmektedir.[11] Difüzyon MRG’nin küçük asemptomatik iskemik odakları ortaya koyabilmedeki üstünlüğü bu çalışmada açıkça görülmektedir. Çalışmamızda da iskemiyi daha iyi tespit edebildiği için, hastaların ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası dönem takipleri difüzyon MRG ile yapıldı. Hastalardaki intrakraniyal lezyonların varlığı da sonucu etkileyebilmektedir ve bunların tespiti için anjiyografik incelemeler uygulanabilirdi ancak çalışma rutin, izole karotis ameliyatı olan hastaları içeren bir çalışma olduğu için ayrıca inceleme yapılmadı.

Lacroix ve ark.nın[12] çalışmasında, rutin şant kullanılmış ve arteriyotomiler perikardiyal yama ile kapatılmıştır. Cerrahi gruptaki 60 hastanın yedisinde (%11.6) difüzyon MRG’de yeni iskemi alanları saptanmış, ikisinde minör inme, birinde miyokard enfarktüsü, birinde vokal kord paralizisi gelişmiştir. Schnaudigel ve ark. nın[13] yaptıkları literatür taramasında rutin şant uygulanan hastaların %16’sında yeni iskemi saptanırken, selektif şant kullanılan hastaların %6’sında yeni iskemi saptanmıştır. Araştırmacılar Karotis endarterektomi (KEA)’da ortalama yeni iskemik alan tespit etme oranını %10 olarak belirlerken, kombine mortalite ve inme oranını %2.1 olarak bulmuşlardır. İncelenen çalışmalarda difüzyon MRG’de yeni iskemi görülme oranı %0 ile %27 olarak tespit edilmiş ve bu geniş aralığın nedeninin hastalarda ameliyat sonrası görüntülemenin zamanlamasına bağlı olabileceği belirtilmiştir. Barth ve ark.nın[14] 54 KEA hastasını dahil ettikleri bir çalışmada 12 hastada selektif şant kullanılmış ve iki hastada (%4.2) ameliyat sonrası yeni iskemi saptanmıştır. Yazarlar inme oranını %1.9, mortaliteyi %0 olarak bildirmişlerdir. Kliniğimizde karotis ameliyatlarında rutin şant kullanılmaktadır ve çalışmaya alınan hastalara da şant kullanılarak endarterektomi uygulandı. Çalışmamızın sonucunda beş hastada (%20) yeni iskemi belirlendi. Çalışmamızda elde edilen sonuçlar diğer çalışmalardaki sonuçlara benzer ve yüksek olmasına rağmen hiçbir nörolojik komplikasyon görülmedi.

Spagnoli ve ark.[15] 296 KEA hastasında plak yapısı ile hastaların kliniklerini karşılaştırmış, plakta bulunan mural trombüs ile inme geçirme arasında anlamlı ilişki saptamışlardır. Sitzer ve ark.nın[16] çalışmasında mikroembolilerin plak ülserasyonu ve lümen trombüsü ile kuvvetli ilişkisinin olduğu gösterilmiştir. Bizim çalışmamızda ülsere plaklarda %25, tromboze plaklarda %16.6 oranında iskemi saptandı. Kalsifik plakta iskemi görülme oranı %33.3 olarak diğer çalışmalardakinin aksine ülsere ve tromboze plaklara göre daha fazla oranda tespit edildi. Bu sonuçlar diğer çalışmalara göre farklı olmakla birlikte bunun nedeninin hasta sayısının azlığına bağlı olduğunu düşünmekteyiz.

Yamada ve ark.[17] MRG’de karotis plak sinyal yoğunluğunu yüksek buldukları (hemorajik, ülsere, tromboze plak) KEA hastalarında yeni iskemi oranını %13 olarak bulmuş ve semptomatik hastaları, stent girişimini ve yüksek sinyal yoğunluğunu yeni iskemi için bağımsız risk faktörü olarak belirtmişlerdir. Bizim çalışmamızda hastaların %20’sinde yeni iskemik alanlar tespit edildi. Bu iskemilerin %60’ı kalsifik plağa sahip hastalarda ortaya çıktı. Çalışmaların aksine bizim çalışmamızda kalsifik plaklar yüksek oranda tespit edildi ancak plak dağılımı uniform olmasından dolayı istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı.

Çalışmamızda tam olarak netlik kazanmamış rutin şant kullanımının ve arteriyotomların safen ven ile kapatılmasının hastalardaki erken dönem ameliyat sonrası komplikasyonlara etkisi araştırıldı ve var ise bu komplikasyonların hastaların plak yapısı ile ilişkisi incelendi. Hastalardaki plak yapısına göre bakıldığında, fibrotik karotis arter plaklarının ameliyat sırası embolik olaylara daha az neden olduğu, ameliyat sonrası dönemde radyolojik yöntemler ile tespit ettiğimiz yeni iskeminin literatürde ulaştığımız verilere paralel olarak özellikle trombüslü, kalsifik ve ülsere plaklara sahip hastalarda görüldüğünü tespit ettik. Hastaların tanısında Doppler USG, MR anjiyografi veya konvansiyonel anjiyo gibi farklı görüntüleme yöntemleri kullanıldı. Hastaların birçoğu dış kliniklerde tanısı konulmuş olarak kliniğimize başvurduğu için her hastada standart radyolojik tanı aracı bulunmamaktadır. Çalışmada az sayıda iki taraflı KEA ameliyatı yapılan hasta vardı. Bu durum standardizasyonu bozsa da asıl amaç difüzyon MRG ile ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası kontrolün yapılması olduğundan bu hastalar çalışmaya dahil edildi. Hasta sayısı sınırlı olduğu için hiperkolesterolemi, hipertansiyon, diyabet gibi risk faktörü grupları oluşturulamadı.

Çıkar çakışması beyanı
Yazarlar bu yazının hazırlanması ve yayınlanması aşamasında herhangi bir çıkar çakışması olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansman
Yazarlar bu yazının araştırma ve yazarlık sürecinde herhangi bir finansal destek almadıklarını beyan etmişlerdir.

References

1) Bousser MG. Stroke prevention: an update. Front Med 2012;6:22-34.

2) Çekiç B, Barut AY, Özdemir H. İnme geçirmiş hastalarda plak morfolojisi ve stenoz sonrası akım hızlarında artış sonrasındaki ilişkisi. İstanbul Med J 2009;10:79-80.

3) Hıdıroğlu M, Çetin L, Kunt A, Karakişi O, Küçüker A, Şener E. Karotis arter hastalıklarında karotis endarterektomi erken sonuçları. Turk Gogus Kalp Dama 2010;18:190-5.

4) Verhoeven BA, de Vries JP, Pasterkamp G, Ackerstaff RG, Schoneveld AH, Velema E, et al. Carotid atherosclerotic plaque characteristics are associated with microembolization during carotid endarterectomy and procedural outcome. Stroke 2005;36:1735-40.

5) Palombo D, Lucertini G, Mambrini S, Zettin M. Subtle cerebral damage after shunting vs non shunting during carotid endarterectomy. Eur J Vasc Endovasc Surg 2007;34:546-51.

6) Roseborough GS. Pro: Routine shunting is the optimal management of the patient undergoing carotid endarterectomy. J Cardiothorac Vasc Anesth 2004;18:375-80.

7) AbuRahma AF, Mousa AY, Stone PA, Hass SM, Dean LS, Keiffer T. Correlation of intraoperative collateral perfusion pressure during carotid endarterectomy and status of the contralateral carotid artery and collateral cerebral blood flow. Ann Vasc Surg 2011;25:830-6.

8) Moritz S, Schmidt C, Bucher M, Wiesenack C, Zimmermann M, Schebesch KM, et al. Neuromonitoring in carotid surgery: are the results obtained in awake patients transferable to patients under sevoflurane/fentanyl anesthesia? J Neurosurg Anesthesiol 2010;22:288-95.

9) Simon MV, Chiappa KH, Kilbride RD, Rordorf GA, Cambria RP, Ogilvy CS, et al. Predictors of clampinduced electroencephalographic changes during carotid endarterectomies. J Clin Neurophysiol 2012;29:462-7.

10) Flach HZ, Ouhlous M, Hendriks JM, Van Sambeek MR, Veenland JF, Koudstaal PJ, et al. Cerebral ischemia after carotid intervention. J Endovasc Ther 2004;11:251-7.

11) Lövblad KO, Plüschke W, Remonda L, Gruber-Wiest D, Do DD, Barth A, et al. Diffusion-weighted MRI for monitoring neurovascular interventions. Neuroradiology 2000;42:134-8.

12) Lacroix V, Hammer F, Astarci P, Duprez T, Grandin C, Cosnard G, et al. Ischemic cerebral lesions after carotid surgery and carotid stenting. Eur J Vasc Endovasc Surg 2007;33:430-5.

13) Schnaudigel S, Gröschel K, Pilgram SM, Kastrup A. New brain lesions after carotid stenting versus carotid endarterectomy: a systematic review of the literature. Stroke 2008;39:1911-9.

14) Barth A, Remonda L, Lövblad KO, Schroth G, Seiler RW. Silent cerebral ischemia detected by diffusion-weighted MRI after carotid endarterectomy. Stroke 2000;31:1824-8.

15) Spagnoli LG, Mauriello A, Sangiorgi G, Fratoni S, Bonanno E, Schwartz RS, et al. Extracranial thrombotically active carotid plaque as a risk factor for ischemic stroke JAMA 2004;292:1845-52.

16) Sitzer M, Müller W, Siebler M, Hort W, Kniemeyer HW, Jäncke L, et al. Plaque ulceration and lumen thrombus are the main sources of cerebral microemboli in high-grade internal carotid artery stenosis. Stroke 1995;26:1231-3.

17) Yamada K, Yoshimura S, Kawasaki M, Enomoto Y, Asano T, Hara A, et al. Embolic complications after carotid artery stenting or carotid endarterectomy are associated with tissue characteristics of carotid plaques evaluated by magnetic resonance imaging. Atherosclerosis 2011;215:399-404.

Keywords : Carotid artery plaque; carotid stenosis; diffusion magnetic resonance imaging; endarterectomy

Viewed : 0
Downloaded : 0