ISSN : 1301-5680
e-ISSN : 2149-8156
TURKISH JOURNAL OF
THORACIC AND
CARDIOVASCULAR SURGERY
Turkish Journal of Thoracic and Cardiovascular Surgery     
Enver DAYIOĞLU, Musa RAHİMİ, Alper TOKER, İlhan AKASLAN, Semih BARLAS, Emin TİRELİ, Kerem H. BORTEÇEN, Korkut BOSTANCI, Cemil BARLAS
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı, İstanbul

Abstract

59 cases with foreign body aspiration have been admitted to our department for treatment between 1985-1993. All those cases have undergone various unsuccessful bronchoscopic attempts for the removal of the foreign bodies in different Ear, Nose and Throat departments and referred for definitive surgical treatment. When the annual distribution of such cases have been reviewed retrospectively, an increasing incidence in teenage girls have been noted since 1988.

Since fixation of scarfs with needles is a habitual fact, the design of such needles must be modified, and one end should be enlarged so that they cannot get in through the pharynx. Furthermore, when operation is needed, this should be undertaken in Thoracic and Cardiovascular Surgery departments with latest technology ICU, operating theatre and X-ray facilities.

Solunum yolu yabancı cisimleri pnömoloji ve toraks cerrahisinin halen en önemli konularından birini oluşturmaktadır. Yemekle konuşurken ya da gülerken, büyük bir lokmanın trakeaya kaçması ile ani ölüm oluşabileceği gibi (Cafe Coronary), küçük bir ekmek kırıntısı dahi larinks spazmı ile ölümle sonuçlanan hipoksik krize etken olabilir(1). Atelektazi, akciğer absesi, ampiyem, yabancı cisim aspirasyonlarmın en önemli komplikasyonlarını oluştururlar. Alkol veya uyuşturucu bağımlılarında uyku sırasında görülen yabancı cisim (protez vs) aspirasyonlarını bir kenara bırakacak olursak, genellikle yabancı cisim aspirasyonlan; meslek, yaş, örf ve adetlerle yakından ilgili gözükmektedir. Çok eskiden beri diş tabiplerinin "tire nerf'i" hastalarının solunum yollarına kaçırması yanında, ağzında çive taşımaya adet haline getirmiş marangoz ve kundura tamircilerinde çivi, terzilerde iğne aspirasyonları meşhurdur. Küçük çocuklarda kuru yemiş (fındık, fıstık, ayçekirdeği vs.) ve okul çağı çocuklarında kurşun kalem silgisi veya plastik kalem kapağı aspirasyonları da sık rastlanan solunum yolu yabancı cisimleridir. Ülkemizde son yıllarda yeni bir aspirasyon objesi ortaya çıkmıştır. Sayılan gittikçe artan "tesettür'e" bağlı ailelerin kız çocuklarında Kur'an kurslarında takma zorunluluğu olan ve yanlış olarak türban diye adlandırılan başörtüsü iğnesi aspirasyonlarma her geçen gün daha fazla rastlanmakta, işin kötüsü büyük topuzunun başaşağı yerleşmesi sebebiyle endoskopik olarak çıkarılması güç, bazen de imkansız olduğundan bir bölümünde torakotomiye başvurmak gerekmektedir. Biz bu çalışmamızda ülkemizde yeni ortaya çıkan ve küçük kız çocuklarında görülen bu komp-likasyona dikkat çekmek ve türban takma adetinden kolayca vazgeçilemeyeceğine göre, komplika-syonu önlemede alınabilecek tedbirler ve bronkos-kopik olarak çıkarılmasında kullanılacak teknik önerilerimizi bildirmek amacıyla yaptık.

Methods

1985-1994 yılları arasında Anabilim Dalımıza 59 yabancı cisim aspirasyonu olgusu tedavi için başvurdu. Hepsi ilk müracaat yeri olan Kulak, Burun, Boğaz kliniklerinde bronkoskopik olarak çıkarılması denenmiş, fakat başarılı olunamamış olgulardı ve Anabilim Dalımıza ameliyat edilmek üzere sevk edilmişlerdi. Pediatrik olgularda 3 mm, 3.5 mm, 4 mm çaplarında Storz açık tüp rijid bronkoskop, erişkinlerde 6 mm, 7 mm ve 8 mm çaplarında aynı tipbronkoskop kullanıldı, tşlem röntgen ve skopi sistemini birlikte ihtiva eden CGR marka ve arkuslu röntgen cihazı bulunan ameliyathane şartlarında ve genel anestezi uygulanarak gerçekleştirildi. 4 olguda torakotomi yapılması zorunluluğu hasıl oldu. Olgularımızın yaş, yabancı cisim türü ve yıllara göre dağılım açısından retrospektif olarak incelendi.

Results

Yaşları 10 ay ile 40 yıl arasında değişen hasta grubumuzda ortalama yaş 8.3 olarak hesaplandı. Türban iğnesi aspire eden olgularımızın %17'si okul öncesi çağda, %68'i ise ilk ve orta öğrenim çağında idi. Hastalanmızın aspire ettikleri yabancı cisim türü ve yaş gruplan arasındaki bağıntı aşağıda gösterilmiştir (Tablo 1).

Aspire edilen yabancı cisimlerin yıllara göre dağılımını irdelediğimizde, 1988'den itibaren başlayan türban iğnesi aspirasyonlarında hızlı bir artış dikkatimizi çekmektedir (Tablo II).

Discussion

Yabancı cisim aspirasyonu mortalite doğurabilecek sonuçlara yol açabilir. Ülkemizde yapılan çalışmalarda kuruyemişin en sık aspire edilen obje olduğu bildirilmiştir12'3'41. Biz Anabilim Dalımızda yaptığımız bu çalışmada türban iğnesinin ilk sırayı aldığını gözlemledik. Dikkatimizi çeken diğer bir unsur da, türban iğnesi aspirasyonlarındaki hızlı artıştır. Başörtüsünün tespiti sırasında ağıza alınan iğnenin, derin inspirum gerektiren öksürük, konuşma veya gülmeyle beraber aspire edilmesiyle bu olay ortaya çıkmaktadır. Türban iğnelerinin intrab-ronşial yerleşimde topuzlu kısmının distalde kalması, uygun olmayan endoskopik müdahale sonunda gelişen laringeal spazm ve bronşial ödem çıkarılmasında temel problemleri oluştururlar. Türban iğnesi aspirasyonu genellikle acil müdahale gerektirmez ve bu yüzden yeterli hazırlığın yapılmadan, uygun olmayan ortamlarda girişimin yapılması, hem ilk müdahaleyi başarısız kılacak, hem de bir sonraki girişimi zorlaştıracaktır. Bu yüzden endoskopist gerekli hazırlığını yapmalı, radyolojik olarak iğnenin lokalizasyonunu tam olarak tespit etmeli, hasta endoskopiye elektif şartlarda hazırlanmalıdır. Tam donanımlı anestezi ve biplan skopi cihazı bulunan ameliyathanelerde rijid bronkoskop kullanılarak işlemin gerçekleştirilmesi önerilmek tedir[5]. Gelişebilecek bronş rüptürü ve vasküler travmaya acil müdahale edilebilecek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi ameliyathaneleri bu işlem için en uygun yerlerdir. Anabilim Dalımızda bu işlem sırasında CGR marka, arkuslu röntgen ve skopi cihazıyla iki boyutta lokalize edilerek gerçekleştirilmektedir.

Türban iğnesi sadece kullananlarda değil, ailenin çocuklarında da bir yabancı cisim aspirasyon objesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hastalarımızdan 4 tanesi 18 ay ile 2 yaş grubunda bulunan ve ortada buldukları türban iğnesini aspire eden çocuklardı.

Bizim önerimiz, başörtüsü kullanma alışkan- lığından kolayca vazgeçilemeyeceğine göre, örtünün iğneyle tespiti yerine, aksesuar niteliği taşıyan motiflerle süslü ve baş kısmı farenksten geçemeyecek kadar geniş olan yeni ürünlerin üretilmesi veya bu amaçla kullanıma sunulmasıdır (Şekil 2).

Baş örtüsünün iki ucundan bağlanması veya gerçek türbanın kullanılmasının bu tür komplika- syonlan engelleyeceğini düşünmekteyiz (Şekil 3 ve Şekil 4).