ISSN : 1301-5680
e-ISSN : 2149-8156
Turkish Journal of Thoracic and Cardiovascular Surgery     
A COMPORATIVE STUDY OF AORTIC VALVE SURGERY WITH LIMITED STERNOTOMY VERSUS STANDART STERNOTOMY
Bingür SÖNMEZ, Mehmet ÜNAL, Selim TANSAL, Ergun DEMİRSOY, Harun ARBATLI, Naci YAĞAN, Kubilay KORKUT, Murat ARPAZ, Mehmet ÖZKÖKELİ
Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi, Florence Nightingale Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı – İSTANBUL

Abstract

It has been shown that aortic valve operations can be easily done through limited sternotomy as well as standard sternotomy. We report two groups of 39 patients operated through standard and limited sternotomy starting from April 1997. Both groups were statistically similar and on demographics, risk factors and clinical status. There were no significant differences between both groups on cross clamp time, cardiopulmonary bypass time the 24 hours bleeding quantities (p > 0.05 ns). Respiratory ventilation time, intensive care unit time and hospital length of stay were shorter in the limited sternotomy group (p < 0.001 s***). Atrial fibrillation rate was less in limited sternotomy group and all other complications rates were similar. Post operative rehabilitation and cosmetic results are better in limited sternotomy group. We believe that limited sternotomy operations will be increased due to enthusiasm of surgeons as well as patients.

Keywords: Limited sternotomy, aortic valve surgery, miminaly invasive valve surgery.

Albert Starr 1963 yılında “Circulation” dergisinde yayınladığı bir yazısında “Aort kapak replasmanı, kalp hastalıklarının tedavisinde 20.yüzyılın en önemli katkısı olmuştur” demiştir [1]. Bunu ispat edecek şekilde aort kapak replasmanı ameliyatları, aort yetmezliği ve darlıklarında; yıllardır başarı ile uygulanan güvenilir, hayatı tehdit eden semptomları ortadan kaldırarak, uzun yaşam süreleri sağlayan bir tedavi şekli olarak yapılagelmiştir.
Genel cerrahide son on yıl içinde gelişen, küçük ensizyonlar ve endoskopik yöntemler kullanılarak yapılan minimal invazif girişimlerde, laparoskopik safra kesesi ameliyatları altın standart haline gelmiştir [2]. Buna paralel olarak da bazı kalp cerrahisi merkezlerinde de küçük ensizyonlardan (sınırlı sternotomi veya mini torakotomi), çalışan kalpte veya port access yöntemi ile kardiopulmoner bypassa girerek durdurulmuş kalpte, koroner bypass cerrahisi yapılmaya başlanmıştır [3,4]. Bu gelişmelerin devamı olarak sınırlı bir ensizyon ile yapılan aort kapak ameliyatlarının, standart sternotomi ile yapılan ameliyatlar kalitesinde yapılabileceği çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir [2,5]. Bu çalışmada Nisan 1997 tarihinden beri sınırlı sternotomi ve standart sternotomi ile ameliyat edilerek aort kapak cerrahisi yapılmış, ameliyat öncesi risk faktörlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmayan 39 hastalık iki grubun, kros klemp ve kardiopulmoner bypass süreleri (dak.), ventilasyon süresi (saat), 24 saatlik kanama miktarı (cc.), yoğun bakım ve hastanede kalış süreleri (gün) ayrıca ameliyat sonrası saptanan komplikasyonlar karşılaştırılmıştır.

Methods

Hastanemizde Nisan 1997’den beri önce Gundry tarafından tarif edilen ve daha sonra Cosgrove tarafından yaygınlaştırılan yöntemi uygulamaktayız [6]. Bu yöntemde hasta 30 derece oturur gibi hazırlanır. Defibrilasyon için pediatrik defibrilatör kaşıkları kullanmaktayız, ayrıca emniyet bakımından hastanın sırtına ve sol hemitoraksına, yapışan defibrilatör-pad uygulamaktayız. Hastaya jugulumdan 2 cm aşağıdan ve orta hattan cilt ensizyonu yapıldıktan sonra, median sternotomi sağ 3. interkostal aralığa doğru, transvers veya oblik olarak (ters L veya J şeklinde) yönlendirilmektedir (Şekil 1).

Bu sırada sağ internal mamaria arteri kesinlikle korunmakta ve plevraların açılmamasına dikkat edilmektedir. Bu ensizyon gerektiğinde kolayca standart sternotomiye dönüştürülebilmektedir. Ayrıca yeterli görüş sağlamak için sternumu çok ayırmak gerekmemektedir. Sadece aort üzerindeki perikard uzunlamasına açıldıktan sonra yara kenarlarına tesbit edilmektedir. Daha sonra çıkan aorta girişimleri hariç alışılmış şekilde, sağ atrium ise apendiksi dikkatlice çekilerek iki kademeli – tek venöz kanül ile kanüle edilmektedir.
Kardiyopulmoner perfüzyona geçildikten sonra venöz hat üzerinde negatif basınç (-40 mmHG) uygulayarak, gerekli olandan 1 veya 2 ölçü küçük venöz kanül kullanılmaktadır [4,7]. Sağ atriumu geniş olan hastalarda retrograt kardiopleji katateri kullanmakta, mümkün olmadığı durumlarda kardiopleji, koroner ostiumlardan direkt olarak verilmektedir. Retrograt kardioplejinin ameliyat boyunca büyük kolaylık ve daha iyi korunma sağlaması nedeni ile güç olmasına rağmen yerleştirilmesi için çaba sarfedilmesi uygun olur. Kross klemp uygulandıktan sonra, sağ üst pulmoner venden yerleştirilen bir vent ile sol ventrikül boşaltılarak rahat bir çalışma ortamı sağlanmaktadır.
Yapılan aortotominin her iki ucuna konan askı dikişleri ve kapak komissürlerine konan dikişler, aort anulusunu ön plana getirerek, yapılması gerekenden hiçbir ödün vermeden, gerekirse aort kökü genişletmesi, suprakoroner greft interpozisyonu veya Bentall gibi girişimler yapılabilmektedir [8].
Aorta açıldıktan sonra ameliyat sahasına absorbe edilebilen bir ağır gaz olan karbondioksit gazının (2 lt/dak) kalp boşluklarına dolması sağlanmaktadır. Karbondioksit gazı, sol ventriküldeki havanın yerine geçerek, pompa çıkışında hava embolisi riskini azaltmaktadır [9,10].
Aorta ensizyonu kapatıldıktan sonra hava tahliyesi yapılması için sol ventrikül apeksine ulaşılamadığı için rutin yöntemin aksine, 30 derecede oturur şekilde olan hasta el ile ventile edilerek ve kalbin içine volüm kalması sağlanarak, sol ventrikülün aşağıdan yukarı doğru dolması sağlanır.
Bu sırada aort kökünde bulunan vent aracılığı ile sol ventrikül içindeki hava sabırla boşaltılırken sol ventrikül bir penset yardımı ile sarsılarak içinde olabilecek hava kabarcıklarının mobilize olması sağlanır. Kros klemp alındıktan sonra aort kökünden vent ile hav boşaltma işlemine devam ederek, pompadan çıkıldıktan sonra da kalbin 8-10 kez daha atım yaparak olabilecek mikro havacıkları atması sağlanır. Bu işlem yapılırken TEE yardımı ile havanın çıkarılması kontrol edilebilir. Sağ ventriküle pacemaker teli yerleştirilmesi ve gerek perikard gerekse thoraks direnin kros klemp alınmadan (ventrikül boş iken) hemen sternumun alt ucundan konulması büyük kolaylık sağlamaktadır [10] (Resim 2).
Sternumu kapatmak için çoğunlukla 3 tel olmaktadır. Tüm bu işlemler yapılırken hiçbir özel alet kullanılması gerekmemektedir.
Biz bu yöntemi koroner bypass ve mitral kapak replasmanı gerektirmeyen, sternumu kısa olmayan ve sağ atriumu küçük olduğu için kanülasyona müsait olmayan hastalar dışındaki aort kapak hastalarımızda uygulamaktayız. Bu yöntem ile 39 hastaya aort kapak replasmanına ilave olarak 2 hastaya aort kökü genişletmesi (manugian operasyonu), 1 hastaya çıkan aortaya greft interpozisyonu, 2 hastaya ise Bentall operasyonu (Resim 1) yapılmıştır. Sağ atriumu çok küçük olduğu için venöz kanülasyon yapılamayarak klasik yönteme geçilen 3 hastamız mevcuttur.
Standart sternotomi ile ameliyat edilen hastalarımızda da gene aortik kanülasyon ve iki kademeli – tek venöz kanül kullanılmıştır.
Tüm hastalarımızda 28 derece hipotermi uygulamakta ve kardioplejik olarak hasta ile aynı ısıda oksijenlenmiş kan kardioplejisi, son doz olarak da glutamat ve aspartat ile zenginleştirilmiş kan kardioplejisi vermekteyiz.
İstatistik analizlerde Summit Vista, SPSS 8.0, Graphpad Instat programları, gruplar arasındaki değişkenlerin farkları ise Student t testi ve Fisher’s Exact testi ile yapılmıştır.
(Resim 1)
(Resim 2)

Results

Her iki grupta ameliyat edilen 39 hastanın demografik bulguları Tablo 1’de gösterilmiştir.
Demografik Bulgular
Her iki grupta yaş ortalaması değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur (p>0.05). Sınırlı sternotomi grubunda daha az kadın hasta bulunmasına rağmen istatistiksel olarak cinsiyet yönünden her iki grup arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır (p > 0.05).
KOAH olan hastaların tamamı ve sigara içme hikayesi olan hastaların sayısal olarak çoğu sınırlı sternotomi grubunda toplanmış olduğu görülmesine rağmen, tüm risk faktörlerinde istatistiksel olarak bir farklılık yoktur (Tablo 2).
Risk Faktörleri
Ayrıca sınırlı sternotomi grubunda New York Heart Association (NYHA) tasnifine göre daha çok III. ve IV. sınıfta bulunan hastalar bulunmasına rağmen istatistik olarak anlamlı değildir (Tablo 3).
Klinik Durum
Her iki grupta da kros klemp süreleri, kardiyopulmoner bypass süreleri ve ameliyat sonrası 24 saatlik kanama miktarları arasında istatistiksel olarak bir farklılık saptanmamıştır (p > 0.05). Fakat sınırlı sternotomi grubunda ameliyat sonrası ventilasyon süresinin daha kısa olduğu, hastaların yoğun bakımdan çıkma ve hastanede kalış sürelerinin, sınırlı sternotomi ile ameliyat edilen hastalarda daha kısa olduğu saptanmıştır (p < 0.001 s***).

Hastalarda ameliyat sonrası gözlenen komplikasyonlar Tablo 5’de gösterilmiştir. Atrial fibrilasyonun sınırlı sternotom ile ameliyat edilen hastalarda daha az rastlandığı saptanmıştır (OR: 4.25, %95 CI: 1.240 – 14.567, p < 0.05 s*). Diğer komplikasyonlarda ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır.

Discussion

Küçük ensizyonlar ile yapılan koroner bypass cerrahisinin bir devamı olarak kapak cerrahisinin de sınırlı sternotomi veya mini torakotomi ile yapılması fikri 1996 yılında Lytle ve Konentz [11,12], 1997 yılında ise Benetti tarafından ortaya atılmıştır (5). Hatta reoperasyon aort kapak ameliyatlarının da sınırlı sternotomi ile yapılabileceği yayınlanmıştır [13].
Genel anlamda küçük ensizyonlar ile yapılmaya çalışılan, standart operasyondan daha fazla deneyim gerektiren bu tür açık kalp ameliyatlarından beklentiler nelerdir:

1. Kardiopulmoner bypassın travması ortadan kaldırılamayacağına göre doku disseksiyonunun azalmasına bağlı olarak doku harabiyeti daha az olması beklenmektedir [3,14].
2. Ameliyat sırasında daha az kan ürünlerinin kullanılması beklenmektedir [3,15].
3. Planlanan ameliyattan ödün vermeden, yapılmak istenen ameliyat için yeterli cerrahi visualizasyon sağlanması beklenmektedir [3,9,16].
Aort kapak cerrahisinde kullanılan sınırlı ensizyonlar:
1. Benetti ve arkadaşları tarafından tarif edilen yöntem; 3. interkostal aralıktan girilerek yapılan 6-8 cm’lik sağ torakotomi ile aortik veya femoral arter kanülasyonu kullanılmaktadır [2] (Şekil 2).
2. Cosgrove ve arkadaşları tarafından tarif edilen yöntem; sağ parasternal ensizyon yaparak 3 ve 4. kostal kartilaşların eksizyonu ile yapılan yöntemde femoral arter kanülasyonu kullanılmaktadır [9]. (Şekil 3).
3. Bizim kullandığımız yöntem Gundry tarafından tarif edilmiş fakat Cosgrove tarafından yaygınlaştırılmıştır. Bu yöntemde cilt ensizyonu jugulumdan 2-3 cm aşağıdan başlanmakta ve sternumun üst ucundan başlanarak orta hattan açıldıktan sonra 3. interkostal aralıktan sağ doğru dönerek (ters L veya J şeklinde) açılmaktadır. Çok açmaya gerek kalmadan direkt aort ve venöz kanülasyon rahatlıkla yapılabilmektedir [6,10,16] (Şekil 1).
Önerilen 1. ve 2. yöntemlerde femoral arter kanülasyonunun gereksinimi, ikinci yöntemde ise sağ internal mamarian arterin (IMA) bağlanmak zorunda kalınması bu yöntemlerin yaygınlaşmasını engellemiştir [5].
Bizim kullandığımız yöntem özellikle yaşlı, diabetik, osteoporotik, obes, KOAH’lı bulunan, pulmoner hipertansiyonu olan ve genel durumu bozuk olan hastalarda göğüs bütünlüğünü ve devamlılığını en az bozduğu için kesinlikle tercih edilmelidir [5,10,16].

İşlem sırasında sadece aort üzerindeki perikard açıldığı için ileride yapılacak reoperasyonların daha kolay olacağı gibi reoperasyon aort kapak ameliyatlarının da bu yaklaşımla yapılabilmesi, yönteme ayrı bir üstünlük getirmektedir [13].
Ayrıca bu yöntemde yapılması arzu edilen ameliyattan hiçbir ödün vermeden, gerekirse aort kökü genişletilmesi, suprakoroner greft interpozisyonu veya Bentall gibi girişimlerin yapılabilmesi, gerekirse kolayca standart sternotomiye sorunsuz olarak geçilebilmesi çok önemli üstünlüklerdir [5]. Bizim hasta grubumuzda da 2 hastaya aort kökü genişletmesi (Manugian operasyonu), 1 hastaya çıkan aortaya greft interpozisyonu, 2 hastaya ise Bentall operasyonu (Resim 1) yapılmıştır.
Kadın hastalarda sternumun kısa olması nedeni ile yapılan sınırlı sternotomiden sonra çok az sternum kalması nedeni ile teknik özellik kaybolmaktadır [10]. Ayrıca kadın hastalarda sağ atriumun küçük olması da, venöz kanülasyon yapılmasını orlaştırmaktadır. Bu nedenle sınırlı sternotomi grubunda kaldı hasta sayımız standart sternotomi grubuna göre sayısal olarak daha azdır (Tablo 1). Sternumu uygun olan genç bayanlarda kozmetik nedenle sınırlı sternotomi yapılması, gerek hasta tarafından arzu edilmiş, gerekse cerrah tarafından önerilmiştir. Bir çok çalışmada atrial fibrilasyon görülme sıklığı konusunda bir kesinlik olmamasına rağmen [3,17,18] bizim çalışmamızda atrial fibrilasyon, sınırlı sternotomi grubunda daha az saptanmıştır (OR: 4.25, %95, CI: 1.240 – 12.67, p < 0.05 s*) (Tablo 5). Bunda ameliyat sırasında sağ atriumun daha az manipüle edilmesinin neden olduğunu düşünmekteyiz.
Düşünce olarak sınırlı sternotomi grubunda daha az göğüs ağrısı olması beklenmesine rağmen, klinik olarak ispatlanamamıştır [18,19]. Svensson ve arkadaşları her iki hasta grubunun da erken ameliyat sonrası dönemde saptanan ağrı skorunun aynı olduğunu, fakat 2 hafta sonra, sınırlı sternotomi ile ameliyat edilen hastaların ağrıdan daha az yakındıklarını saptamışlardır [20]. Ayrıca evine giden hastalardan sınırlı sternotomi ile ameliyat edilmiş olanların rehabilitasyonlarının daha kolay olduğu ve normal yaşamlarına dönmelerinin de daha kısa sürede olduğu gözlenmiştir [20]. Geç dönemde kozmetik sorunların daha az olması da, hastaların bu konuya aşırı ilgilerini çekmektedir (Resim 3).
Cooley, sınırlı sternotomi ile ameliyat edilen hastaların, yoğun bakım ve taburcu olma sürelerinin standart sternotomi ile saptamasına rağmen [21], biz çalışmamızda sınırlı sternotomi ile ameliyat edilen hastaların yoğun bakım ve hastanede yatış sürelerinin daha kısa olduklarını saptadık (p<0.001 s***).
Çalışmamızda her iki grup hastanın da 10 günden fazla süre içinde taburcu olmalarının altında yatan neden; bu hastaların yaralarının iyileşmesi ve rehabilitasyonları kadar, antikoagülasyon dozunun ayarlanmasının da zaman almasıdır. Özellikle yaşlı ve entelektüel seviyesi uygun olmayan hastaların, sadece maliyeti düşürmek amacı ile antikoagülasyon dozunun iyi ayarlanmadan taburcu edilmesini uygun bulmuyoruz.

(Resim 3)

Conclusion

Çalışmamızda her iki hasta grubunda da ameliyat sürelerinin (kros klemp, kardiyopulmoner bypass) bir farklılık göstermediği, fakat hastaların yoğun bakımda yatış, ventilasyon süresi ve hastanede yatış sürelerinin sınırlı sternotomi grubunda daha kısa olduğu görülmüştür. İlk 24 saatlik kanama ve kanama nedeni ile reoperasyonlarda bir farklılık saptanmamıştır. Ameliyat sonrası komplikasyonlar arasında sadece atrial fibrilasyon, sınırlı sternotomi grubunda daha az görülmüştür.
Saptanan bütün farklılıklara rağmen aslında bu ameliyatların sayıları, gerek cerrahların aşırı ilgilerini çekmesi ve gerekse bu tür ameliyatlardan haberi olan hastaların talebi ile gittikçe artmaktadır. Açık olarak bilinmesi gereken; genel cerrahide yaşandığı gibi, bu ameliyatlar gerek cerrahların merakı, gerekse hastaların ameliyat olacakları hastaneyi seçerken bu tür ameliyatların yapıldığı merkezleri tercih etmeleri nedeni ile gittikçe artacaktır [16].

References

1) Starr A, Edwards ML, McCord CW, Griswold HE: Aortic valve replacement: Clinical experience with a caged ball valve prosthesis. Circulation, 1963; 27: 779-83.

2) Benetti F, Mariani MA, Boonstra WP, et al: Video assisted minimally invazive coronary operations without cardiopulmonary bypass: A multicenter study. J Thorac and Cardiovasc Surg 1996; 112: 1478-84.

3) Calafiore MA, Giammarco G, Teodoro G, et al: Left anterior descending coronary artery grafting via left anterior small thoracotomy without cardiopulmonary bypass. Ann Thorac Surg 1996; 61: 1658-65.

4) Toomasian JM, Peters WS, Siegel LC: Extracorporeal circulation for port-access cardiac surgery. Perfusion 1997; 12: 83-91.

5) Benetti FJ, Matriani MA, Rizzardi JL, Benetti I: Minimally invasive aortic valve replacement. J Thorac and Cardiovasc Surg 1997; 113: 806-807.

6) Gundry SR, Shattuck OH, Sardari FF, Bailey LL: Cardiac operations in adults and children by ministernotomy: Facile minimally invasive cardiac surgery. Proceedings from the 33rd Annual Meeting of the Society of Thoracic Surgeons, February 1997.

7) Toomasian JM, McCarthy JP: Total extrathoracic cardiopulmonary support with kinetic assisted venous drainage: experience in 50 patients. Perfusion, 1988; 13: 137-143.

8) Connery CP, Azariades M, Prapas SN, Anagnostopoulos CE: "Band Aid" surgery: upper sternal split incision for valve surgery in adults. A modified technique. J Cardiovasc Surg 1998; 39: 475-477.

9) Cosgrove MD, Sabik JF: Minimaly invasive aproch for aortic valve operations. Ann Thorac Surgery, 1996; 62: 596-7.

10) Cosgrove MD: World view through 8 centimeters. An international tele-symposium on minimally invasive valve surgery, broadcast live from Course Syllabbus, 1997, Cleveland Clinic Foundation.

11) Lytle BW: Minimaly invazive cardiac surgery. J Thorac and Cardiovasc Surg 1996; 111: 554-5.

12) Konentz W, Waldenberger F, Schmautzler M, Ritter J, Liau J: Minimal access valve surgery through superior partial sternotomy: A preliminary study. J Heart Valve Disease 1996; 5: 638-640.

13) Tam RKW, Garlik RB, Almedia AA: Minimaly invasive redo aortic valve replacement. J Thorac and Cardiovasc Surg 1997; 114: 682-3.

14) Machler HE, Bergmann P, Monti MA, et al: Minimaly invasive versus conventional aortic valve operations: A prospective study in 120 patients. Ann Thorac Surg 1999; 67: 1001-5.

15) Aris A, Camara ML, Montiel J, Delgado LJ, Galan J, Litvan H: Ministernotomy versus median sternotomy for aortic replacement: A prospective, randomized study. Ann Thorac Surg 1999; 67: 1583-8.

16) Gundry SR, Shattuck OH, Razzouk AJ, Rio MJ, Sardari FF, Bailey LL: Facile minimally invasive cardiac surgery via ministernotomy: Ann Thorac Surg 1998; 65: 1100-4.

17) Cohn LH, Adams DH, Couper GS, Bichell DP: Minimally invasive aortic valve replacement. Seminars in Thorac and Cardiovasc Surg 1997; 9: 331-336.

18) Segesser LK, Westaby S, Pomar J, Loissane D, Groscurth P, Turina M: Less invasive aortic valve surgery: rationale and technique. Eur J Cardiovasc Surg 1999; 15: 781-5.

19) Cohn LH, Adams DH, et al. Minimaly invasive cardiac valve surgery improves patient satisfaction while reducing cost of cardiac valve replacement and repair. Ann Surg 1997; 226: 421-8.

20) Svensson LG, D'Agostino RS: "J" Insicion minimal-access valve operations: Ann Thorac Surg 1998; 66: 1110-2.

21) Cooley D. Minimaly invasive valve surgery versus the conventional approach. Ann Thorac Surg 1998; 66: 1101-5.