ISSN : 1301-5680
e-ISSN : 2149-8156
TURKISH JOURNAL OF
THORACIC AND
CARDIOVASCULAR SURGERY
Turkish Journal of Thoracic and Cardiovascular Surgery     
Valves in Internal Jugulair Vein
Yüksel ERKİN, Necati GÖKMEN, Atalay ARKAN, *Güven ERBİL,*Esin KORMAN
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı
*Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı

Abstract

Unidirectional valves in internal jugulair vein have been known since the 16th century. These valves are bicuspid, semilunar or tricuspid. Their functions and importance are controversial. Since we saw that this subject has not been emphasised much in the literature, in our work we aimed to determine the length and diameters of jugular veins and localisation and type of valves in 6 human cadavers. Bicuspid valves and semilunar valves were determined in 5 and 6 of internal jugular veins respectively. One cadaver did not have a valve in his left internal jugular vein. Some cadavers had different types of valves in their right and left right internal jugular veins. These valves might cause an increase in pressure in the internal jugular veins and lead to a drop in cerebral perfusion pressure in head traumas. They may cause difficulties in catheterisation during central venous interventions and lead to damaging of veins. For this reason, these valves must be taken into consideration during central venous interventions.

İnternal juguler venler, genellikle kanı arteria karotis kommunisin dallarının beslediği bölgeler ve bu bölgelerde bulunan organlardan, yani beyin, göz, burun boşluğu, ağız boşluğu, yüz ve boyunda bulunan organların bir kısmından toplarlar [1].

İnternal juguler venler, fossa jugulariste başlar, spatium parapharyngeumda arteria karotis interna, nervus vagus, glossopharyngeus ve accessorius ile, daha aşağıya arteria karotis kommunis ve nervus vagus ile beraber uzanır. Larinksin altında dışa doğru kayar ve angulus venosusta vena subklavia ile birleşir. İnternal juguler venlerin başlangıç ve sonuç kısımlarında bulbus jugularis superior ve inferior denilen genişlemeler görülür [1].

İnternal juguler venlerde sadece kalbe doğru açılan tek yönlü valvlerin bulunduğu 16. yüzyıldan beri bilinmektedir [1,2]. Bu valvler bikuspid, semiluner veya trikuspiddir. Valvler internal juguler venlerde basıncın artmasına ve serebral perfüzyon basıncının düşmesine neden olabilirler. Ayrıca valvler internal juguler venlerden santral venöz girişimlerde kateterizasyon işleminde güçlüğe ve venlerde zedelenmeye yol açabilirler [2,3].

Literatürde bu konunun çok irdelenmediğini gördüğümüzden, çalışmamızda insan kadavralarında internal juguler venlerin boyu, çapı ve valvlerin lokalizasyonunu ve tipini belirlemeyi amaçladık.

Methods

Bu çalışma 1995 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı ile Anatomi Anabilim Dallarının işbirliği ile yapılmıştır. Çalışma kapsamında o dönemde Anatomi Anabilim Dalında disseke edilen 6 kadavra ele alınmıştır. Tüm kadavraların sağ ve sol internal juguler venlerinin boyu ve çapı ölçülmüş, daha sonra internal juguler venler tek tek disseke edilerek valvler saptanmış, valvlerin anatomik lokalizasyon ve tipleri tarif edilmiştir.

Results

İnternal juguler venlerin 5'inde bikuspid, 6'sında semiluner valv saptandı. Bir kadavranın sol internal juguler veninde valv yoktu. Kadavraların bazılarında sağ ve sol internal juguler venler farklı valv tipine sahipti. Kadavralarda trikuspid valv saptanmadı. İncelenen internal juguler venlerin boyu ortalama 9.55 ± 0.70 cm, internal juguler venlerin-çapı ortalama 1.31 ± 0.35 cm, vena.subklavia'dan ortalama uzaklıkları ise 1.29 ± 0.33 cm idi.

Tablo 1'de 6 kadavranın internal juguler venlerine ait özellikler gösterilmiştir. Kadavralardaki internal juguler venlerdeki semiluner valvlere örnek fotoğraf Resim 1'de, internal juguler venlerdeki bikusbit valvlere örnek fotoğraf Resim 2' de gösterilmiştir.

İncelenen kadavralardaki intemal juguler venlerdeki valvlere ait özellikler

Kadavralardaki internal juguler venlerdeki semiluner valvlere örnek fotoğraf

Kadavralardaki intemal juguler venlerdeki bikusbit valvlere örnek fotoğraf

Discussion

İnternal juguler venler, genellikle kanı arteria karotis kommunisin dallarının beslediği bölgeler ve bu bölgelerde bulunan organlardan, yani beyin, göz, burun boşluğu, ağız boşluğu, yüz ve boyunda bulunan organların bir kısmından toplarlar. İnternal juguler venlerin başlangıç ve sonuç kısımlarında bulbus jugularis superior ve inferior denilen genişlemeler görülür [1].

İnternal juguler venlerde tek yönlü valvlerin bulunduğu 16. yüzyıldan beri bilinmektedir. Buna rağmen anestezistlerin çoğu bu valvlerin varlığının farkında değildir. Bu valvlerin insanlardaki önemi ve fonksiyonları tartışmalıdır. Ancak son zamanlardaki kanıtlar bu valvlerin tüm insanlarda mevcut olduğunu ve önemli fonksiyonları olduğunu göstermektedir [2,3].

Bu valvler bikuspid, semiluner veya trikuspiddir. Bazı venlerde bulunmayabilirler. İnternal juguler venler ile subclavian venin birleşme yerindeki bulbusun biraz üstünde yer alırlar. Yerleşimleri anatomik farklılık gösterir [2,3,4]. Bu venler tek yönlü olup geri akıma izin vermezler. Geri akıma izin vermemeleri kardiyopulmoner resisütasyonda da önemli rol oynar [3,4,5]. Genellikle valvler vena sublkaviaya yaklaşık 0.5-2.0 cm uzaklıkta bulunmaktadırlar. Özellikle kafa travmalarında valvler internal juguler venlerde basıncın artmasına ve serebral perfüzyon basıncının düşmesine neden olabilirler. Hastanın oksijenizasyon problemleri varsa durum daha da vahim olabilir. Rutinde internal juguler venlerin kanülasyonu parenteral nütrisyon, pulmoner arter ve santral venöz kateterizasyonu için uygulanır. Valvler internal juguler venlerden-kateterizasyon işleminde güçlüğe ve venlerde zedelenmeye yol açabilirler [2,3].

Bizde çalışmamızda sağ ve sol internal juguler venlerdeki valvlerde anatomik farklılık olabileceğini ve bazı internal juguler venlerde valv bulunmayabileceğini saptadık. Ancak kadavra sayısının kısıtlı olması nedeni ile kesin istatistiksel verilere ulaşamadık.

Yine de unutulmaması gereken nokta santral venöz kanülasyonlarda bu valvlerin hasara uğrayabileceği ve kateterizasyon işlemini güçleştirebileceğidir. Bu nedenle santral venöz girişimlerde bu valvlerin varlığı dikkate alınmalıdır.

Daha fazla sayıda ve taze kadavralarda yapılacak anatomik ve fizyolojik çalışmalarla daha kesin bilgiler elde edilebileceği kanaatindeyiz.