Discussion
AKBG operasyonları sonrası, kardiyoplejisi aritmi sıklığının azalmasının hastanede yatış süresini ve hastanın maliyetini azalttığı bildirilmektedir [
12]. ß-bloker kullanımına rağmen hastaların %25-30'unda geçici semptomatik supraventriküler aritmi atakları izlenmiştir [
1]. Ayrıca, ß -bloker, kronik
obstruktif akciğer hastalığı, diabetes mellitüs, kötü ventrikül fonksiyonları olan hastalarda tercih edilmemektedir [
13]. Bu nedenle yeni tedavi arayışına ihtiyaç duyulmuş olup, amiodaron kullanımı önerilmiştir [
12]. AKBG sonrası atrial
fibrilasyonu önlemede amiodaronun güvenilirliği ve yeterliliği halen tartışmalıdır. Redle ve arkadaşları [
14] AKBG sonrası profilaktik olarak oral amiodaron kullanımının atrial fibrilasyon insidansını yeteri kadar azaltmadığını bildirdiler. Buna karşın intravenöz yükleme dozu ile başlanan amiodaronun postoperatif atrial fibrilasyonu önemli derecede azalttığı yönünde çalışmalar vardır [
15,
16]. Kliniğimizde aritmi görülme sıklığı %20 olup, çalışmamızda intravenöz yükleme dozu ile başlanıp oral devam edilmiştir. Preoperatif dönemde amiodaron kullanımının anestezik ajanlarla etkileşimi nedeniyle pulmoner disfonksiyon, hipotansiyon, hepatik disfonksiyon ve düşük kalp debisine neden olduğu bildirilmektedir [
9]. Buna karşın Daoud ve arkadaşlarının [
12] çalışmasında, preoperatif amiodaron kullanımı ile postoperatif mortalite ve morbidite riskinde artış saptanmamıştır. İntravenoz amiodaron kullanımı ile hastaların %2'inde konjestif kalp yetmezliğinin gelişeceği bildirilmektedir [
11]. İntravenoz uygulandığı zaman amiodaronun negatif inotropik etkisi olduğu gösterilmiş olmasına rağmen, oral kullanımda kısa ve orta dönemde bu etkisi netlik kazanmamıştır. Uzun dönem amiodaron tedavisinin ventrikül fonksiyonları ya da egzersiz performansı üzerine etkisinin olmadığı bildirilmiştir [
17-
20]. Çalışmamızda, amiodaron kullanan hasta grubunda, preoperatif döneme göre postoperatif 1. haftada sol ventrikül fonksiyonlarının hafif azaldığı, 3. haftada normal düzeylere geldiği ve amiodaronun bu doğal seyri değiştirmediği gösterilmiştir. Postoperatif 1. haftadaki sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonundaki hafif azalma kardiyopulmoner bypassın etkilerine bağlanmıştır.
Antiaritmik ilaç kullanımının %2-23 oranında proaritmi oluşturduğu bildirilmektedir. Amiodaronun sebep olduğu proaritmilerle (sık ventriküler prematüre vurular, ventriküler taşikardi, fibrilasyon ya da flutter, torsade de pointes) ilgili yayınlarda bunların bir kısmının benign ve tedavi gerektirmediği, bazılarında ise tedavinin sonlandırılmasına gerek duyulduğu belirtilmektedir. Bunun, amiodaronun başlangıç yükleme dozunun verilmesi sırasında ventriküler aritmiyi başlatacak geçici elektrofizyolojik imbalansın sonucu ortaya çıktığı öne sürülmektedir. Class IC antiaritmikler ve amiodaronun proaritmi insidansı %3,9'dur. Buna karşın Class IA' da yer alanlar %9,9-15,4 gibi yüksek oranlara sahiptir [
21]. Bizim amiodaron alan bir hastamızda gözlenen nadir ventriküler prematüre vuruları kendiliğinden düzeldi ve
proaritmi olarak kabul edilmedi. Plasebo grubunda ise 5 hastada ventriküler prematüre vurular saptandı. Bu hastaların üçündeki aritmi kendiliğinden düzelirken, iki hastada bolus %2' lik lidokain hidroklorür uygulaması gerekli oldu. Amiodaron karaciğerde metabolize edilen diğer kardiyoaktif ilaçlarla (digoksin, warfarin, kinidin, prokainamid, flekainid, propofenon ve fenitoin) etkileşir. Amiodaron kullanan hastalar birlikte digoksin kullanılıyorsa kan dioksin düzeyi iki katına, warfarin kullanılıyora protrombin zamanı üç katına çıkabilir. Bu ilaçların birlikte kullanımı gerekiyorsa, birlikte kullanılan ilacın dozu azaltılmalı veya bu hastalar yakın takipte tutulmalıdır. İlacın klinik kullanımı toksisite riski nedeni ile sınırlı kalmasına rağmen, kardiyak toksisite insidansı çok düşüktür [
22]. Diğer yan etkilerinin çoğu doza bağlıdır. Bunlar titreme, bulantı, hepatit ve periferik nöropati olarak sayılabilir. En ciddi doza bağlı yan etki pulmoner toksisitedir. Dusman ve arkadaşları [
23] 50-800 mg/gün amiodaron alan 573 hastanın 33'ünde (%6) pulmoner toksisite bildirdi. Bu hastaların hepsi 40 yaşından büyük ve 300 mg/gün'den fazla ilaç alıyorlardı. Doza bağlı olmayan yan etkiler ise dermatolojik reaksiyonlar ve hipotiroidi ya da hipertiroididir. Bizim amiodaron kullanan çalışma grubumuzdaki hastalar 200 mg/gün alıyorlardı ve hiçbirinde komplikasyon gelişmedi.
Bu çalışmada her iki gruptaki hastalar ilk üç gün devamlı EKG takibi, sonrasında günlük EKG kontrolleri yapılarak postoperatif aritmiler saptanmıştır. İlk 3 günden sonraki dönemde her iki gruptaki hastaları telemetri veya holter ile takip etmediğimiz için kısa süreli aritmileri gözden kaçırmış olabiliriz. Yine de postoperatif erken dönemde amiodaron kullanımının supraventiküler aritmiyi etkin bir şekilde azalttığı, anestezik ajanlarla etkileşimden doğacak pulmoner disfonksiyon, hipotansiyon, hepatik disfonksiyon, düşük kalp debisi gibi komplikasyonlara neden olmadığı, sol ventrikül fonksiyonlarını etkilemediği söylenebilir. Bu veriler ışığında supraventriküler aritmilerin proflaktik tedavisinde postoperatif erken dönemde, intravenöz amiodaron, takiben oral amiodaron kullanımının etkin ve güvenilir olduğunu düşünüyoruz.