ISSN : 1301-5680
e-ISSN : 2149-8156
Turkish Journal of Thoracic and Cardiovascular Surgery     
THE MARFAN SYNDOME AND NICOLO PAGANINI
Nilgün Ulusoy BOZBUĞA
Koşuyolu Kalp Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği, İstanbul

Abstract

The Marfan Syndrome is a heritable disorder of connective tissue involving the skeletal, cardiovascular, and ocular system.

The Marfan syndrome is characterized with qualitative and quantitative disorders in fibrillin syntese that is constituent glycoprotein of microfibrils, due to the defect of the fibrillin gene (FBN1) localised in chromosome 15. Nicolo Paganini (1782-1840), Italian composer and the best known violin virtuose of the XIX. century, can be thought as Marfan syndrome with the skeletal findings, which were described by his doctors, and his utmost and superb violin style.

Marfan Sendromu iskelet sistemi ile birlikte kardiyovasküler ve oküler sistemleri tutan genetik bağ dokusu hastalığıdır. İlk kez 1896 yılında Paris'li pediatrist AB Marfan [1] tarafından, uzun ve ince ekstremiteleri olan hastalarda karakteristik iskelet bulgusu olarak "dolichostenomelia" ile tanımlanmıştır. Multisistem hastalığı olarak tanımı Pyeritz ve McKusick [2] tarafından 1955’de yapılmıştır. Genetik olarak otozomal dominant geçiş gösterir. Görülme sıklığı 100,000'de 4 ile 10 arasında bildirilmiştir [2]. Spontan mutasyon %15 ile %30 arasında tahmin edilmektedir. Hastada Marfan fenotipi ve aile öyküsü varsa en az iki sistem bulgusu ile Marfan Sendromu tanısı konur. Sporadik olgularda ise Marfan Sendromu tanısı ancak iskelet sistemi tutulumu ile birlikte en az diğer iki sisteme ilişkin klinik bulgu ve en az bir majör klinik belirtinin saptanması ile konulabilir (Tablo 1). "Berlin Nosoloji" listesinde ektopia lentis, asandan aort dilatasyonu, aort disseksiyonu ve dural ektazi majör belirtiler olarak tanımlanmıştır [3]. Aort kökü dilatasyonu annuloaortik ektazi şeklindedir ve sinüs Valsalva ile sino-tubuler bileşke ve proksimal asandan aortayı kapsar [4].

Marfan Sendromu’nda ortalama yaşam süresi erkekler için 40, kadınlar için 50 yıl olarak bildirilmiştir. Mortalite %90 kardiyovasküler ve %70 aort kökenli komplikasyonlara bağlı gelişir. Erken mortalite nedenleri aort yetmezliği ve asandan aort dilatasyonu ve/veya anevrizması, disseksiyon ve rüptürdür.

Marfan Sendromu, 15. kromozom q 21.2 bandında (D 10S45) lokalize fibrillin geninde (FBN 1) defekt sonucu fibrillin sentezinde kalitatif ve kantitatif bozuklukla karakterizedir [4]. Fibrillin, elastik bağ dokusunun ekstrasellüler bileşenlerinden mikrofibrillerin yapısal glikoproteinidir. Mikrofibriller elastik bağ dokusunun yanı sıra oküler lensin suspensuvar ligamenti, siliyer zon gibi elastik olmayan dokuların da temel yapısında bulunur. Marfan Sendromu'na özgü histopatolojik değişiklikler mukopolisakkarid depolanması ile birlikte kistik nekroz ve elastik liflerin parçalanmasıdır.

Ondokuzuncu yüzyılın en ünlü keman virtüözü ve romantik dönem İtalyan bestecisi Nicolo Paganini (1782-1840), keman çalma tekniğinde bir devrim yaratmıştır. Gerek kemanın teknik olanaklarını zorlayan uslubu, gerekse kendini tedavi eden döneminin hekimlerince tanımlanan iskelet bulguları dikkate alındığında Marfan Sendromu'nu düşündürmektedir [5]. Paganini'nin keman çalış tekniğinin "sanki el parmaklarının kas ve kemikleri yokmuş" izlenimi verdiği şeklinde tanımlanması, Marfan Sendromu'nda görülen araknodaktili ve aşırı eklem hareketliliği ile uyuşmaktadır. Nicolo Paganini'de el parmak kemikleri ve eklemlerinde var olan sıra dışı yapısal özelliklerin yanı sıra elastik bağ dokusuna ilişkin diğer klinik belirtiler ve vücut boyutlarının orantısızlığıda dikkat çekmiştir. Teknik açıdan sol tel üzerinde 3.5 oktav çalabilecek ölçüde virtüözite sergileyebilmesi, bir ölçüde Marfan Sendromu'nda görülen eklemlerin hipermobilitesi ve ligamantöz gevşeklik ile açıklanabilir.

Nicola Paganini büyük ölçüde kendi kendini yetiştirmiş, keman çalma tekniğinde devrim sayılabilecek buluşları ile mükemmel bir teknik geliştirmiştir. Konserlerini parlak doğaçlamalarla, kemanının bir veya iki telini koparttıktan sonra parçayı kalan tellerle devam ettirmek gibi sıradışı teknik gösterilerle süslemiştir. 1801-1807 yılları arasında eşliksiz keman için kendi geliştirdiği yeni tekniğin özelliklerini ortaya koyan 24 Kapriçyo ile keman ve gitar için altı sonatlık iki dizi bestelemiştir. Kapriçyoları ve çeşitlemelerinin temel özelliği, yeni parmak basma yöntemlerinin ve yeni akort değişimi tekniklerinin sergilenmesidir. Bestesi "Moto Perpetuo" üç dakikada çalması, dakikada 1008 nota basabildiği anlamına gelmektedir. Solistler için özel güçlüklerle dolu olan yalnız kendinin seslendirebileceği yapıtlar bestelemiştir. Kemanın ve müziğinin gizini kendine saklamak istemiş, öğrenci yetiştirmemiş, yapıtlarının basımına ve dağıtımına yanaşmamıştır. Romantik kişiliği ve serüvenleri Mephistopheles'le özdeşleştirilmiştir. Keman çalarken olağanüstü tekniği, şeytanın işbirlikçisi olduğu efsanesinin doğmasına yol açmış; fizyonomisi (karakteristik yüz ifadesi) ve orantısız uzun vücut yapısı şeytanla ilişkisi olduğu söylentilerine dayanak gösterilmiştir [5].

En ünlüsü "Opus 6 Re majör I. Keman Konçertosu" olmak üzere 6 keman konçertosu, 12 keman ve gitar sonatı, 6 keman, viola, viyolonsel ve gitar dörtlüsü bestelemiştir. Virtüözlüğü yalnız yaylılar müziğini değil, piyano ve orkestra müziğini de etkilemiştir. Franz Liszt üzerindeki büyük etkisinin yanı sıra Robert Schumann, Karol Szymanovwski, Alfredo Casella, Boris Blacher, Witold Lutoslawski ve Sergei Rachmaninov gibi romantik bestecilere de esin kaynağı olmuş, temaları üzerine çeşitlemeler yazılmıştır.

Son yıllarında tanısı konulamayan hastalıklar ile boğuşmuş ve fiziksel ve mental açıdan sağlığı giderek bozulmuştu. Sesi giderek kısılmış, ölümünden önce tümüyle çıkmaz olmuştu [6]. Büyük olasılıkla Marfan Sendromu'na bağlı olarak gelişen asandan aort anevrizmasının N. recurrens larengialis'e basısı sonucu disfoni gelişmiş olabileceği düşünülebilir. Fransa’da 1840 yılında 57 yaşında iken şiddetli karın ağrıları ile karakterize bir süreç sonunda, büyük olasılıkla da aort disseksiyonu komplikasyonu sonucunda öldü [6]. Şeytanın iş birlikçisi yakıştırmasından ötürü gömülmesi bile sorun yaratmış, Katolik mezarlığına gömülebilmesi için gerekli kilise onayı ancak ölümünden dört yıl sonra verilmişti.

Paganini'nin yaşamı gibi müziği de bağımsızdır, bir akımın temsilcisi olmamıştır. Hünerlerini sergileyebileceği şaşırtıcı, gösterişli ve parlak, fakat derinlikten yoksun besteleri, kemanına sessel sınırları zorlayan egemenliği ve Marfan Sendromu'nu düşündüren yapısı ile müzik tarihinde iz bırakmıştır.

Marfan sendromu semptomatolojisi ve majör manifestasyonlar
Keywords : Marfan syndrome
Viewed : 14301
Downloaded : 5094